Eskişehirspor Ayder



Kuruluş Öyküsü

Hepimizin sevgilisi amigo orhan artık maçlara gelmiyordu ve eskişehirspor seyircisi de üzerine ölü toprağı serpilmiş sıradan bir seyirci görünümündeydi. stad yine doluyordu ama sadece gol sevinçlerinde kendisini gösteriyordu. toplu tezahürat falan yapılmıyordu. zaten takım da eski havasında değildik tam tarihiyle söyleyeyim, 13 ekim 1979’da galatasaray’la maçımız vardı. şu anki ayder tribünün olduğu yer tahtadandı, biz 7-8 kişi oraya gittik. bu portatif tribün genelde boş olurdu. ben, necil ova, varol bülbül, mehmet kaptan,muammer, şoşo, ergin ve yengeç ilhan… takımlar ısınırken alkışlarla gs’li gökmen’i tribüne çağırdık. bir yandan da cim-bom lehine tezahürat yapıyorduk. amacımız açık ve kapalıyı bu hareketimizle kızdırıp bakışlan üzerimize çekmekti. ortada daha ayder diye bir şey olmadığından rakip takımın futbolcusu da bunlar istanbullu galiba diye tıpış tıpış gelirdi. mesela karşı takımda cem diye biri mi var, biz onu cem sultan diye çağırırdık ki adam uyanmasın… neyse, gökmen koşarak geldi bütün bakışlar üzerimizdeydi. biz aniden tezahüratı kesip hep birlikte gökmen’e elimizle ‘nah’ yaptık. açık tribünün hoşuna gitti, alkışlamaya başladı. nicedir sus pus olan tribünlere hareket gelmişti…”

Ayder ilk olarak bu hareketle ve bu maçla ortaya çıktı.

Yıllar çabuk geçti. Ayder tribünü 2. nesile kaldı. Onlar da 1. nesil gibi, bu tribünü analarının ak sütü gibi hak etmişlerdir. Yıllardır hakkıyla tribünü kovalamışlardı, safkan ESES’liydiler. Ama bir sorun vardı. Fazla efendiydiler. Biz bestelerin içine biraz küfür, biraz şiddet katardık, söyletmezlerdi. Biz maçtan sonra rakip taraftara saldırmak isterdik, onlar göndermezdi. Ne de olsa ağabeylerimizdi. Öz ağabeylerimiz olsa dinlemezdik, ama tribün ağabeyleri dinlenir. Bu işin raconu budur. Herkesin bir devri ve sırası vardır. Bizim de sıramız gelmeye başlamıştı. Ve bir gün Ankara deplasmanında maç çıkışı Ankaralılarla girdik birbirimize. Azdık ama yeterliydik, ağabeylerimiz bizi satmasaydı. Bizi yalnız bıraktılar. Hepsi lise öğrencisi olan 10-15 kişi kaldık, 40-50 Ankaragüçlünün arasında. 0 zamanlar bıçak, döner, ustra ve kesici aletlerle maça gidilmezdi. Delikanlı gibi yumruk yumruğa dövüşülürdü. Yalan yok, epey yara aldık ama biz de çok Ankaragüçlüyü yatırdık. Her şeyden önemlisi, o yaşta olmamıza rağmen kaçmadık. Bu maçtan dönünce Etipark’ta toplandık ve artık Ayder’de kalamayacağımıza ve ayrılıp daha sağlam, daha kaliteli, daha iyi bir tribün kurmaya karar verdik. Birkaç hafta daha Ayder’de kaldık ama tribünün en üst kısımlarına çıkıp orada toplanmaya başladık. 0 zamanlar bir slogan vardı, “Eskişehir’in gururu, Ayder Grubu” diye, her maçta söylenirdi. Biz bu sloganın arkasından slogan ekledik ve bu bitince hemen “Ayder’in gururu Süt-İş tayfası” diye bağırmaya başladık. Biz o günlerde şu anda halen Kızılcıklı’da faaliyette olan Süt-İş’e takılıyorduk ve kendimize öyle demeye başladık. Bu sloganı atmaya başlayınca ağabeylerimiz artık ağabeylerimiz olmadıklarını anladılar ve önce birkaç kez ağız dalaşı, sonra tekme tokat birbirimize girdik. Daha sonra birkaç kez bize günah çıkartmaya geldiler. “Niye böyle yapıyorsunuz, yine beraberiz” dediler ama iş işten geçmişti.


Artık kendimiz bir grup kurmaya hazırdık ve kapalı tribüne geçtik. Yaklaşık 30 kişiydik. Kesik Ahmetler, Perez Turgaylar, Sekolar, Altuğlar, Ayı Arif, Deli Kubilay, Piç Fatih, Kamber Bülent, Dayı Alper, Biftek Cem, rahmetli Mami, Emrah, Deniz, Koca Cihan, Hakan Mantar ve ben Tatar Mustafa. Bu gruba lider olduk. Derken 3-5 hafta sonra kapalıda 250-300 kişi olduk. En büyük özelliğimiz, her maça yeni bestelerle, yeni flamalarla gelmemizdi. Hepimiz öğrenciydik, hepimizin maddî durumu yerindeydi ve şehirde herkesi tanırdık. Belediye başkanından valiye, emniyet müdüründen Oda başkanlarına, fabrika sahiplerinden şehrin zenginlerine kadar herkesi ama herkesi tanırdık ve onlar tarafından da çok sevilirdik. Bütün mülkî amirlerin odasına kapıyı çalmadan girer, ne istersek yaptırırdık. Barlar, disco’lar bizim toplanma yerimiz, Kızılcıklı bizim kalemizdi. 0 kadar güçlendik ki, o kadar çoğaldık ki kapalıda, artık biz tribünde adam ayıklamaya başlamıştık.