Bursaspor Texas


Bursaspor’un Kulüple Yaşıt En Büyük Ve Meşhur Taraftar Grubu.

Kuruluşu 1963 yılında Bursaspor’un ilk profesyonel yıllarında olaylı Zonguldakspor deplasmanının ardından basın tarafından bu isim verilmiştir. Zaten futbolun çok yaygın olduğu Bursa’da ilk defa bir kulübün profesyonel olmasıyla Bursa halkının içindeki futbol heyecanı bir nevi Teksas’la ortaya çıkmıştır.

Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarlarının bile birlikte maç seyredebildiği taraftarlıktan ziyade sempatizanlığın ön planda olduğu o dönemde, ilk defa Türk futbolunda iki takım taraftarları arasında büyük bir kavga çıkmış, bu duruma alışkın olmayan Türk basını da ilk defa gördükleri bu takımın taraftarı için Sahayı Teksas’a çevirdiler sözlerini sarfetmişler, benimsenen bu söz daha sonra her deplasman maçında Yine Teksaslılar halini almış ve grubun adı belli olmuştu. Zonguldak emniyetinin maça otobüsle gelen Bursaspor taraftarlarına Teksas’tan mı geldiniz?, Taraftar otobüsünden çok Teksas Konvoyuna benziyorsunuz. sözleri bu ismin çıkmasına asıl nedendir. Zaten 90’lara kadar tribünlerde ‘Teksas Konvoyu’ ifadesi kullanılmıştır.

Yıllar yıllar önce aydına giderler, dönüşte yolda pusu kurmuş birkaç aydınlı taraftar tarafından otobüsleri taşlanır. bunun üzerine en öndeki otobüsü yolu kapatacak şekilde durdurup otobüsten inilir. arkadan gelen taraftar otobüsleride durmak zorunda kalırlar. bütün otobüsler durduktan ve herkes aşağıya indikten sonra geriye dönüp çok kalabalık bir şekilde şehre yürümeye başlarlar. iş çığırından çıkacaktır. görenler jandarmaya haber verir ve yola barikat kurulur. bunu haber alan grup bir tali yol bularak oraya girer ve sanayi bölgesi gibi bir yere ulaşır. işte orada, buldukları bütün kasaları kırar, camları indirir ve verebilecekleri her türlü hasarı verirler.
rivayet odur ki, o zararın faturası yüzünden bursaspor yıllarca transfer yapamamıştır.

Ve İnönü Anıları

İnönü stadının çıkışında beşiktaş taraftarları tarafından otobüslerinin olduğu yere kıstırılan 100 kişilik bu grubun “kaçacak yer yok, bunlar bizi öldürecekler bari bizde birkaçını yanımızda götürelim” diyerek otobüslerinden çıkardıkları döner bıçaklarıyla meydan muharebesine girişmesi hikayesi vardır. staddan çıktıkları için yanlarında bıçak vs. bulunmayan (veya çok az bulunan diyelim) beşiktaşlıların içlerinden birisinin akciğerinin parçalanmasıyla neticelenmiş bu hadise sonucu orada bulunan bütün bursasporlular geceyi karakolda geçirmiş, ve içlerinden bir veya iki kişi cinayete teşebbüs suçundan hapse girmiştir.

Reklamlar

Eskişehirspor Ayder



Kuruluş Öyküsü

Hepimizin sevgilisi amigo orhan artık maçlara gelmiyordu ve eskişehirspor seyircisi de üzerine ölü toprağı serpilmiş sıradan bir seyirci görünümündeydi. stad yine doluyordu ama sadece gol sevinçlerinde kendisini gösteriyordu. toplu tezahürat falan yapılmıyordu. zaten takım da eski havasında değildik tam tarihiyle söyleyeyim, 13 ekim 1979’da galatasaray’la maçımız vardı. şu anki ayder tribünün olduğu yer tahtadandı, biz 7-8 kişi oraya gittik. bu portatif tribün genelde boş olurdu. ben, necil ova, varol bülbül, mehmet kaptan,muammer, şoşo, ergin ve yengeç ilhan… takımlar ısınırken alkışlarla gs’li gökmen’i tribüne çağırdık. bir yandan da cim-bom lehine tezahürat yapıyorduk. amacımız açık ve kapalıyı bu hareketimizle kızdırıp bakışlan üzerimize çekmekti. ortada daha ayder diye bir şey olmadığından rakip takımın futbolcusu da bunlar istanbullu galiba diye tıpış tıpış gelirdi. mesela karşı takımda cem diye biri mi var, biz onu cem sultan diye çağırırdık ki adam uyanmasın… neyse, gökmen koşarak geldi bütün bakışlar üzerimizdeydi. biz aniden tezahüratı kesip hep birlikte gökmen’e elimizle ‘nah’ yaptık. açık tribünün hoşuna gitti, alkışlamaya başladı. nicedir sus pus olan tribünlere hareket gelmişti…”

Ayder ilk olarak bu hareketle ve bu maçla ortaya çıktı.

Yıllar çabuk geçti. Ayder tribünü 2. nesile kaldı. Onlar da 1. nesil gibi, bu tribünü analarının ak sütü gibi hak etmişlerdir. Yıllardır hakkıyla tribünü kovalamışlardı, safkan ESES’liydiler. Ama bir sorun vardı. Fazla efendiydiler. Biz bestelerin içine biraz küfür, biraz şiddet katardık, söyletmezlerdi. Biz maçtan sonra rakip taraftara saldırmak isterdik, onlar göndermezdi. Ne de olsa ağabeylerimizdi. Öz ağabeylerimiz olsa dinlemezdik, ama tribün ağabeyleri dinlenir. Bu işin raconu budur. Herkesin bir devri ve sırası vardır. Bizim de sıramız gelmeye başlamıştı. Ve bir gün Ankara deplasmanında maç çıkışı Ankaralılarla girdik birbirimize. Azdık ama yeterliydik, ağabeylerimiz bizi satmasaydı. Bizi yalnız bıraktılar. Hepsi lise öğrencisi olan 10-15 kişi kaldık, 40-50 Ankaragüçlünün arasında. 0 zamanlar bıçak, döner, ustra ve kesici aletlerle maça gidilmezdi. Delikanlı gibi yumruk yumruğa dövüşülürdü. Yalan yok, epey yara aldık ama biz de çok Ankaragüçlüyü yatırdık. Her şeyden önemlisi, o yaşta olmamıza rağmen kaçmadık. Bu maçtan dönünce Etipark’ta toplandık ve artık Ayder’de kalamayacağımıza ve ayrılıp daha sağlam, daha kaliteli, daha iyi bir tribün kurmaya karar verdik. Birkaç hafta daha Ayder’de kaldık ama tribünün en üst kısımlarına çıkıp orada toplanmaya başladık. 0 zamanlar bir slogan vardı, “Eskişehir’in gururu, Ayder Grubu” diye, her maçta söylenirdi. Biz bu sloganın arkasından slogan ekledik ve bu bitince hemen “Ayder’in gururu Süt-İş tayfası” diye bağırmaya başladık. Biz o günlerde şu anda halen Kızılcıklı’da faaliyette olan Süt-İş’e takılıyorduk ve kendimize öyle demeye başladık. Bu sloganı atmaya başlayınca ağabeylerimiz artık ağabeylerimiz olmadıklarını anladılar ve önce birkaç kez ağız dalaşı, sonra tekme tokat birbirimize girdik. Daha sonra birkaç kez bize günah çıkartmaya geldiler. “Niye böyle yapıyorsunuz, yine beraberiz” dediler ama iş işten geçmişti.


Artık kendimiz bir grup kurmaya hazırdık ve kapalı tribüne geçtik. Yaklaşık 30 kişiydik. Kesik Ahmetler, Perez Turgaylar, Sekolar, Altuğlar, Ayı Arif, Deli Kubilay, Piç Fatih, Kamber Bülent, Dayı Alper, Biftek Cem, rahmetli Mami, Emrah, Deniz, Koca Cihan, Hakan Mantar ve ben Tatar Mustafa. Bu gruba lider olduk. Derken 3-5 hafta sonra kapalıda 250-300 kişi olduk. En büyük özelliğimiz, her maça yeni bestelerle, yeni flamalarla gelmemizdi. Hepimiz öğrenciydik, hepimizin maddî durumu yerindeydi ve şehirde herkesi tanırdık. Belediye başkanından valiye, emniyet müdüründen Oda başkanlarına, fabrika sahiplerinden şehrin zenginlerine kadar herkesi ama herkesi tanırdık ve onlar tarafından da çok sevilirdik. Bütün mülkî amirlerin odasına kapıyı çalmadan girer, ne istersek yaptırırdık. Barlar, disco’lar bizim toplanma yerimiz, Kızılcıklı bizim kalemizdi. 0 kadar güçlendik ki, o kadar çoğaldık ki kapalıda, artık biz tribünde adam ayıklamaya başlamıştık.

Konyaspor Nalçaçılılar


 
 Nalçacı
 
 Çocukluğumda Konyaspor’un maçlarına giderdim (14 -15 yaşında) vazgeçilmezlerimin başında Konyaspor geliyordu.Liseye başladığımda bu sevgi giderek büyüdü. En yakın 3 arkadaşım vardı, İlyas Çökekoğlu, Sabri Erten ve İlhan.(nam-ı değer Ermeni İlhan,ermenilikle alakası yoktu…). İlyas ve İlhan’la zaten aynı okulda, Gazi Lisesi’nde her zaman görüşüyorduk, Sabri’yle de Nalçacı da birbirimize yakın oturuyorduk ve her zaman Konyaspor ve grup kurma hakkında fikir alışverişinde bulunurduk. Hep beraber Konyaspor’un maçlarına gider beraber oturur maçlak. Konyaspor taraftarı arada sırada kalkar bağırırdı meşhur Konyaspor tezahüratımız… Eller havaya Şak,şak,şak sonra KONYA… KONYA…saman alevi gibi… Sonra bir gün aklıma bir fikir geldi, neden bu insanları hep birlikte tezahürat yaptırmıyoruz diye arkadaşlarıma sordum. İstanbul’da teyzem ve dayım olduğu için arada sırada İstanbul’a gider bütün maçları (GS,FB,BJK) izlerdim, oradaki taraftar atmosferini biz neden Konya’da uygulamayalım diye kendime dert ederdim ve bu tribünde gördüklerimi arkadaşlarıma anlatırdım. Maçtaki tezahüratları kağıda yazar evde hep beraber bu tezahüratları söylerdik. Ben Galatasaray’lı, İlhan ve İlyas Fenerbahçe’li, Sabri de Beşiktaş’lıydı. Ama kesinlikle iş Konyaspor’a geldiği zaman hepimiz sonuna kadar Konyaspor’luyduk. İlhan ve Sabri’de arada sırada İstanbul’a gider oradan tribündeki yeni gelişmeleri, tezahüratları bizlerle paylaşırlardı.
 
Neyse sözü fazla uzatmaya gerek yok, yine bir gün evde toplanıp konuşuyorken ben dedim ki arkadaşlar neden bizimde bir grubumuz olmasın, istanbuldaki takımların grupları var, bizimde olsun dedim. Arkadaşlarda bu fikre sıcak baktılar ve grubu o gün Sabri Erten’in evinde kurduk, fakat isim konusunda bazı tereddütlerimiz vardı, grubun ismi ne olmalıydı. Ben ve Sabri Nalçacı’da oturuyorduk, ben Bulvar sitelerinde, Sabri cami mevkiinde. İlhan ve İlyas Zafer’de Muhacir pazarında 2 isim üzerinde karar veremiyorduk. NALÇACI GENÇLİK ve ZAFER GENÇLİK. O yıllarda Nalçacı semti çok hareketli ve modern tarzıyla Konya’ya ayrı bir hava katıyordu. Blok apartmanlar, geniş ve rahat çift yönlü asfalt yollar…vs… Bizde hep beraber grubun isminin NALÇACI GENÇLİK olmasına karar verdik. İlk maçımızı sabırsızlıkla bekliyorduk, fakat şimdi bize birde pankart lazımdı kendimizi nasıl ifade edecektik tribünde, o zamanlarda bizim mahallede bulunan sayın Mehmet Okutan (Okutan Tabela) abimize bize güzel bir pankart yapması için bez verdik. artık pankartta hazırdı. İlk maçımız Konyaspor-Burdurspor maçıydı, ve ilk kez o maçta NALÇACI GENÇLİK pankartı, Konya Atatürk stadında yerini aldı, ve bu zamana kadarda yerinden hiç inmedi. Pankartı ilk açtığımızda herkes şaşırdı bu nedir dediler örgüt filan mı, polisler hemen geldi bizde polislere açıkladık bunun ne olduğunu ondan sonra her şey yerine oturdu. Hiçbir sorunla karşılaşmadık. İlerleyen haftalarda gruba yeni yeni gençler katılamaya başladı ve grup gelişmeye ve büyümeye başladı, Saray çarşısından gelen arkadaşlarla daha da büyüdük (Kenan Karakoyun, Ali Köken, Hüseyin Özketen) bu arkadaşların arkasından bütün saray çarsısının genç elemanları da bize katılıyordu. Daha sonra bize nam-ı değer (hayvan) Murat Durak’ta katıldı, ve harbi Konyasporlu diğer Murat (Alf). Tabii biz bunları yaparken hepimiz 15 -16 yaşlarındaydık ve bizim abilerimiz bizlere her konuda destek oluyorlardı, yani yalnız değildik. Mahallemizdeki abilerimiz her zaman bizlere göz kulak olurlardı. Şu anki başkanımız Sayın M.Ali Kuntoğlu’da bizlerle birlikte maçlara gelip tezahürat yapardı. O bizden yaş olarak biraz büyüktü. Burda Sami Vural’ı yazmadan geçmek olmaz, oda bizlerle beraberdi. Hepimiz Nalçacı Gençliğin içinde büyüdük. Arkadaşlıklarımız samimi ve içtendi, şimdiki gibi alavere dalavere yoktu.
İlk yıl pek etkili değildik, çünkü Konyaspor yeni kurulmuş bir takımdı (Konyaspor-idmanyurdu birleşmesi sonucu)ama sonraki yıl tam anlamıyla bomba gibiydik.Grup 2000-3000 kişilik taraftar potansiyeline sahipti, o zamanki şartlarda bu çok mükemmeldi. Kale arkasındaki skorboard kısmına oturuyorduk, iki kapı arasını tamamen dolduruyorduk. Ve şunu da burada özellikle belirtmek isterim, övünerek söylüyorum Türkiye’de ilk barut yakma işini NALÇACI GENÇLİK bulmuştur. Aldığımız fıs-fıs kutularından barutları boşaltarak bu işi yapıyorduk.İstanbul’da bile yoktu bu olay.
Belki biraz korktuk önceleri…nedeni gayet açıktı, 12 eylül ihtilali olmuş ve insanlar birbirlerine farklı gözlerle bakıyorlardı. Emniyet birimleri kimsenin gözünün yaşına bakmıyordu. Hepimiz sanki gizli bir elin bizi takip ettiğini sanıyorduk. (gençlik işte…) Bir gün kapıyı çalacaklardı, bir gün şu köşede bizi çevirecekler ve suçlarımızı yüzümüze haykıracaklardı. Ama Allah razı olsun bunların hiçbirisi Olmadı işte…Biz işimize gücümüze baktık, grubumuzu siyasete bulaştırmadık, grubu kurduk, grup sahibi olduk, Bugünlere kadar geldik. Şu anki NALÇACILILAR bizim kurduğumuz ve MURAT DURAK arkadaşımız zamanıdaki onunla beraber yetişen ve su anda gurubun bayrağını asan arkadaşlar, NALÇACI GENÇLİK’in devamıdır, bunu herkes bilsin…Taklitlerinden sakının….

SON SÖZ

 Bizler Nalçacılılar olarak iyi günde, kötü günde, günlük değil bir ömür boyu Konyaspor’un yanındayız…. Amacımız Konyaspor’umuza düzeyli, kültürlü ve devamlı destek olmak. Zira bizler Konyaspor’umuzu şehrimizin değerlerinden biri olarak görüyoruz ve Konya’mızın diğer değerlerine sahip çıktığımız gibi Konyaspor’ada sonuna kadar sahip çıkacağız. Bizler Konya’da doğduk, Konya’da yaşıyoruz, Konya’da doyuyoruz ve Konyasporluyuz. Nalçacılılar her zaman ilkler imza atmış ve farkını ispatlamıştır. Amaç kaliteli insanları bir araya getirerek eleştiride yapıcı, destek de devamlı, özünde Konyalı insanlarla sonsuza kadar ilerlemektir. Nalçacılılar ruhu bizlerle birlikte ve bizden sonra da sonsuza kadar yaşayacaktır…!Buradan herkese teşekkür etmek isterim, bu gruba hizmet eden herkesten Allah razı olsun, vefat eden arkadaşlarımıza da Allah rahmet eylesin.
İsmini hatırlayamadığım arkadaşlardan da özür dilerim, herkes hakkını helal etsin…Ben ettim…
Saygılar….Cihangir Büyükışıkgil…..Brezilya….

Samsunspor Söğütlübahçeli Çılgınlar


SÖĞÜTLÜBAHÇELİ ÇILGINLAR taraftar grubunun tribün macerası çok eski yıllara dayanmaktadır.Maça gidildiği ilk günlerinin tarihi tam olarak saptanamamaktadır ancak ilk bayrağımızı ve pankartımızı KOCAELİ deplasmanında açmışızdır.1984 yılında maçlara gidilme kararı almışlardır.Bu kararı alan kişiler ve kişilikler namı değer SÖĞÜTLÜBAHÇENİN öz insanlarıdır.Maça gidişleri mahalle insanlarından oluşmakla birlikte mahallenin gençleri maç öncesi mahallede toplanırdı.Maç öncesi mahallede toplanan gençlerin en özel mekanı stada giden tek yol olan köprü yoluydu.Mahallede toplanarak köprünün yoluna düşen mahallenin insanı maç öncesi orada, malum yerde yani köprüde beklemekteydi.Ne için bekledikleride meçhul zaten.Köprüde beklemelerinin tek amaçları başka bir takıma özellikle İstanbul takımlarına sempati duyanlara ve duymak üzere olanlara gereken dersi vermek.Bir diğer amaçı ise; şehirde bir samsunspor havası yansıtmak ve yaşatmaktı.Bundada başarılı oldukları söylenmekte.Mahallenin ismini taşıyan grup ilk başlarda grubun ismini ” SÖĞÜTLÜBAHÇELİ KOBRALAR ” olarak adlandırmıştır.Ancak fazla sürmeden grubun ismi beğenilmediği için ” SÖĞÜTLÜBAHÇELİ ÇILGINLAR ” olarak değiştirilmiştir.Böylece Türkiye’de de ÇILGINLAR isminin ilk buluşudur ve çıkarılışıdır.

O zamanlarda samsunsporumuzun başarılı olması ve taraftar kitlesi ortada bunun az veya çok dahi olsa etkisi var.Maçlara köprüde hep birlikte toplanarak 19 mayıs stadyumunun yolunda alırlardı kendilerini.Stadyumda desteğini belediye evleri kale arkası tribününde vermekteydiler.Tribündeki gruplarının ismide mahallesinin SÖĞÜTLÜBAHÇE ismini taşıyordu.Grubun o yıllarda başarılı bir grafik çizmesi tabii ki grubunun mahalle ismini almasından kaynaklanmaktaydı şüphesiz.Grubun ismi SÖĞÜTLÜBAHÇE ismini taşıması onların tribündeki ilgisini merakını ve kalabalık olmasına sebep olan en büyük nedenlerden bir tanesidir.Böylelikle tribünde kalabalık bir kitle oluşturmayı başarmışlardır kısa bir süre içersinde.Yavaş yavaş gün geçtikçe rayına oturan grup isminide samsunsporumuzuda en iyi şekilde duyurmayı başarmıştır.Yaptıkları çalışmalar, organizasyonlar ve faaliyetler grubun başarılı olmasının en büyük sebeplerinden bir tanesidir.


Başarılı olarak yoluna devam eden grup samsun ve samsun dışındaki bölgelere ismini duyurmakla birlikte kimsenin akıllarından çıkamayacagı kadar hafızalarına kazıtmıştır adeta.Artık bu grup herkesin korkulu bir rüyası niteliğine gelmişti.Desteğini kale arkasında bir müddet sürdükten sonra maraton tribününde bulunan bionikler-samsunspor taraftarlar derneği ile birlikte desteğini vermekteydi.Bir süre desteğini maraton tribününde bionikler-samsunspor taraftarlar derneği ile yaptıktan sonra bazı anlaşmazlıklardan dolayı bionikler grubundan ayrılarak skorbordun bulunduğu kale arkasında desteğini tek tabanca tek yürek vermeye karar vermiştir.(o yıllarda bionikler samsunspor taraftarlar derneği isminide taşımaktaydı.) 1984 yılından itibaren maçlara gidildiği olarak saptanan bu grubun 1987 yılından resmi olarak samsunda dahi bir ilk yaratarak samsundaki samsunspor havasını kaybetmemek amacıyla bir taraftar derneği açma kararı almıştır.Taraftar derneğinin açılmasıyla grubun yapısı gün geçtikçe dahada iyi olmaya ve sağlamlaşmaya başlamıştır.Derneğin açılmasıyla şehirde ayrı bir hava oluşmuştu artık.


Şu anda bulunan misafir takım tribünü o zamanlardada o tribündü.Grubun staddaki desteği skorbord tribününde olmasıyla birlikte misafir takım taraftarınıda hiç süphesiz korkutmaktaydı.O zamanlardaki grubun insanları arasında hiç yabancılık çekme gibi bir durum yoktu nedenide mahalle insanlarından oluşan bir tribün yapısıydı.Mahallede birbirine olan destekleri bütünleşmeleride stadyumda aynı şekildeydi.Böle olmasıda herkesin gözünü korkutuyordu tabiî ki misafir takım taraftarından gelen olduğu zaman o tribünü onlara cehennem ettirmekteydiler.Hiç süphesiz geldiklerinede pişman oluyorlardı.Deplasman maçlarınıda kaçırmayan grup her ne kadar yollar uzun olsada,çamurlu,yağmurlu,karlı kış günleride dahi takımını yalnız bırakmamaktaydı.

Deplasmanlarda rakip takım taraftarlarının korkulu rüyası haline gelmişti artık SÖĞÜTLÜBAHÇELİLER.Gittikleri şehirde kendi şehrindeymiş gibi,takımında o yıllardaki başarılı oluşu o deplasman şehirlerinde şampiyonluk turları atmasına neden oluyordu.Mahallesinde ve kendi sahalarındaki hırçınlığı deplasmanlardada sürmekteydi.Deplasmanlara giden grubumuz karşı rakip taraftarı tarafından samsunspor taraftarına ” SÖĞÜTLÜBAHÇELİLER geldimi ? ” diye sorarlardı.Takımında başarılı olmasında çok etkili rollerde bulunmuşlardır.Takımın başarısı için her şeyini ortaya koyan bu grup başarıyıda fazlasıyla hak ediyordu şüphesiz.Maraton tribününde desteğini sürdüren bir diğer grup olan bioniklerin lideri 1994-1995 yılları arasında hangi nedenle olunduğu bilinmeyen bir sebepten dolayı ölmüştür.Bu nedenden dolayıda grup dağılmıştı.Böylelikle SÖĞÜTLÜBAHÇELİ ÇILGINLAR TARAFTAR GRUBU bu grubun dağılmasıyla birlikte maraton tribününde destek vermeye karar vermiştir.Desteklerini maraton tribününde vermeye başlayan grubumuz bioniklere ait olan SAMSUNSPOR TARAFTARLAR DERNEĞİ isminide kendi himayelerine almışlardır.böylelikle grubumuzun ismi SÖĞÜTLÜBAHÇELİ ÇILGINLAR ve SAMSUNSPOR TARAFTARLAR DERNEĞİ olarak geçmekteydi.Derneğin mekanı değiştirilerek Bahçelievler mahallesine taşınmıştır.Orada da samsunspor sevgisini, sempatisini aşılamayı başarmıştı grubumuz ve bahçelievlerde oturan vatandaşlarımızıda maçlara getirerek gücüne güç katmıştı adeta.Gün geçtikçe büyüyen ve küçülmeyi hiç hedef almayan grubumuz başarısına gün geçtikçe başarı katıyordu, staddaki varlığı herkes tarafından bilinen grubun sempatisi herkes tarafından kazanılmıştı artık.1995 yılında yerini değiştererek bahçelievlere taşınan dernek 2000 yılına kadar dernekteki faaliyetlerini organizasyonlarını ve çalışmalarını sürdürmüştür.

Mahallenin o yıllarda yıkılma imarına girmesiyle birlikte gün geçtikçede mahalledeki gençlerin mahalleden başka şehirlere çalışmak üzere gitmeleri grubun sayısını azda olsa etkilemişti.Yaşanan bu sıkıntılar grubun sayısının azalmasıyla birlikte derneğinde kapanmasına sebep olmuştu.Derneğin kapanmasıyla birlikte maçlardaki sayısı oldukça azalan grubun aradan 1 yıl geçtikten sonra 56’lar adı olarak bilinen cadde Yolu üzerine yeni bir dernek açılmıştı.Açılan bu dernek bulunduğu mekan itibariyle işlek cadde üzerinde ve ortamı çok iyi olan bir yerdi.Şüphesiz bu zamana kadar açılan derneklerden en iyisiydi mekan ve ortam olarak.Derneğin açılmasıyla azda olsa toparlanan grub staddaki etkisini gün geçtikçe hissettirmeye başlamıştı.Dernek faaliyetlerini eskisi gibi olmasada sürdürmeye devam ettirmekteydi.2004 yılına kadar dernek faaliyetleri sürdükten sonra yaşanan sıkıntılardan dolayı ve mahallenin yavaş yavaş yıkılma projesi sebebiyle maçlara artık gidilmeyecek durumlara gelinmişti.1 yıllık geçen aradan sonra grup toparlanma ve maçlara gitme kararı almıştır.2005 yılında tekrar toparlanan grup eskisi kadar olmasada gücünü azda olsa toparlamıştı artık.Grupta eskisi gibi büyükler kalmamıştı malesef.grubun toparlanmasında çok etkili olan mahallenin yeni genç nesiliydi şüphesiz.Tekel sapağı civarına tekrar açılan dernek grubun toparlanmasında etkili olmuştu.Gençlerde görülen tribüncülük isteği büyüklerinde gözünü kamaştırmıştı ve kapatmayı düşündükleri grubu tekrar faaliyete geçirme kararı almışlardır.Grup artık gün geçtikçe kendisini toparlamıştı ve şu anda bile faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedirler.gençlerin bu özverili mücadelesi birlik beraberlik ve birbirlerine olan tutumları sayesinde kısa bir süre içersinde toparlanmalarına ve eski günlerine geri dönmelerine neden olmuştur.Şüphesizki grubun şu anki temeli mahallenin gençlerinden oluşmakta ve inşallah bu temelinde bozulmaması dileğiyle.Yaklaşık 25 yıllık bir efsanesi olan ve olacak olan grubumuz hiç süphesizki stadda olmadığında bile varlığının kaybolmayacağına ve her zaman akla gelecek gruplardan bir tanesidir. SÖĞÜTLÜBAHÇE İsminin ve SAMSUNSPOR sevgisinin uzun yıllar boyunca sürdürülmesi inancıyla HEP DESTEK TAM DESTEK.
Bizimde dediğimiz ve her zaman dile getirdiğimiz gibi ;

ÇOK ESKİLER İYİ BİLİR
YENİ NESİL ŞÖYLE BÖYLE
25 SENE GELDİ GEÇTİ
HİÇ BİTMEDİ BU EFSANE !

Adanaspor Turbeyler


Turunç ve pamuk, şehrinizin sembolüyse üreteceğiniz markalar da onun izlerini taşımalı, tıpkı taraftarınız gibi…

Grup, 1970`lerde kurulmuş. 1990`lı yıllarda hem turuncu ve beyazı, hem de gücü çağrıştıran bir ad olsun diyen bir avuç ADANASPOR gönüllüsü, başarının tabelasına “TURBEYLER” ismini koyuvermişler.O, gür ve titreten uyumlu koro, kale arkasında, nam-ı diğer Arjantin Köşe`de kurulmuş. Hem de ne kuruluş! Cefakarlar, Asabiler, Vahşi Kaplanlar gibi adlarla… Hem adları hem kendileri nam salmış o dönemde.Zamanla önce isimlerini sonra yerlerini aynı yerde toplamışlar. Yerleri artık maraton, isimleri de,TURBEYLER olmuş.1970`li yıllarda, ceplerindeki son bilet parasının yanında canlarını da bu yola adayan, şehir şehir, takım takım peşine takılan binlerce seveni, takımıyla birlikte Türkiye`nin en çok dikkat çeken taraftarları olmuştu.

Sonuç olarak 70`li yılların ligi sallayan takımı, iflasın eşiğinden dönüp küllerinden yeniden doğdu. Gönlünüzden bir bilet parası geçiyorsa koşun tribünlere! Başarıya aç gönülleri aynı yerde bekliyorlar.

5 Ocak Stadı ve tribünleriyle birlikte,
Bütün Adana!
Hazır mısın?

Tur Tur Tur, Bey Bey Bey
Turuncu Beyaz, Hey Hey Hey!

Adanademirspor Şimşekler


Şimşekler Grubu:

Stadda Kurucusu eski klüp başkanımız Adem Atılgan’dır. Yaklaşık 25 yıl önce kurulmuştur. Şimşekler Grubu’nun tek bir amacı vardır; Adana Demirspor’a Hizmet etmek.Şimşekler Grubu Adana Demirspor’un askeridir, ordusudur.Yıllarca mavi-lacivert renklerin onurunu Şimşekler Grubu taşımıştır. Tabii ki grubun fertleri, camianın büyüklerini, önderlerini örnek almışlardır.Ama yeri gelmiş Şimşekler Grubu yalnız kalmış ve Adana Demirspor’un menfaatleri için tek başına savaşmıştır. Konu Mavi Şimşek olduğunda haksızlık söz konusuysa Şimşekler Grubu sahneye çıkmış, ve üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır.Şimşekler Grubu özellikle son 10 senede büyük aşamalar kaydetmiştir. Bu aşamalar sonucunda Türkiye’de bir marka olmuştur.

Üç Temel İlke esastır

Sevgi Saygı ve Bağlılık Bu 3 temel ilkeden mahrum kişiler Şimşekler Grubu’na giremez, girse de barınamaz. En küçüğünden en büyüğüne, bütün fertler bu esaslara itina ile dikkat ederler. Bu itina Şimşekler Grubu’nun bir aile olmasını sağlamıştır. Bir ailede herkes bir olduğu için grup içindeki bir fert, hiç tanımadığı başka bir ferdi öz kardeşi olarak görür. Bu sevgi ve Saygı ortamı Şimşekler Grubu’nu dışardan yıkılamaz bir KALE haline getirmiştir.

Şimşekler Grubu için ADANA DEMİRSPOR’un ONURU her şeyden önemlidir.Adana Demirspor’un onuru için canını seve seve verir, gözünü budaktan sakınmaz.Adana Demirspor’un onuru için Şimşekler Grubu yeri geldiğinde efeden YİĞİT, hakimden KARARLI ve Cellattan ACIMASIZ olur. Şimşekler Grubu şahıslara değil sadece Adana Demirspor’a hizmet eder. Ederken de renkler için itici güç ve lokomotif görevi yapar.Diğer gruplardan farkı gerçek bir aile olmasıdır. Yalnız statta değil, bu bağlılık her gün devam eder.

ŞİMŞEKLER GRUBU ADANA DEMİRSPORSUZ GEÇEN HER GÜNÜ EKSİK YAŞAMIŞTIR. BİRİMİZ HEPİMİZ HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN !